Kadına ve Çocuğa Şiddetle Mücadele

Şiddet Nedir ?

Şiddet, birey veya bireylerin fiziksel, psikolojik, ekonomik ve/veya cinsel yönden zarar görmesiyle; potansiyel olarak zarar görmesiyle; özgürlüklerinin kısıtlanmasıyla ve baskı kurmakla ortaya çıkan durumdur. Şiddeti uygulayan ve şiddet uygulanan olarak iki unsuru vardır. Şiddet eyleminin öznesi ve nesnesi birbirini tanımayan insanlar olabileceği gibi özel hayatlarında tanışıyor olabilirler. Şiddet davranışının temelinde üstünlük duygusu, kişisel tatmin, güçlü hissetme güdüsü ve kişisel çıkarlar yer alabilir. Şiddet, sokaktaki tanımadığınız birinden gelebileceği gibi çok yakından tanıdığınız bir bireyden de gelebilir. Şiddet kamusal bir alanda gerçekleşebileceği gibi hane hayatında da gerçekleşebilir. Psikolojik, cinsel, ekonomik ve fiziksel şiddet olarak alt tanımlar yapılabilir.

Kadına yönelik şiddet, kadınlara cinsiyet ayrımcılığı tutumuyla ortaya çıkan veya toplumsal olarak yüklenen rollerden dolayı ortaya çıkabilir. Kadınlar, hayatlarının her aşamasında şiddete maruz kalabilir. Eşinden, ailesinden ve yakın çevresinden şiddet gören kadınların sayısı hiç de az değildir. Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı çalışmalara göre her üç kadından biri hayatının bir döneminde eşinden veya sevgilisinden kaynaklı herhangi bir türde şiddete maruz kalmıştır. Şiddete maruz kalan bireylerin korunması ve bilinçlendirilmesi hem ülkemizde hem de dünyada üzerinde çalışılan ve fikir belirtilen önemli bir konudur. Bakanlıklar, sivil toplum kuruluşları ve Dünya Sağlık Örgütü gibi kuruluşlar kadına yönelik ve çocuğa yönelik şiddete karşı mücadelede gayret göstermektedirler. Toplumun üyeleri olan bizlerin de kadına şiddet konusunda gerekli olan adımları atmamız ve bu mücadelede yer almamız, bu konuda bilinç ve bilgimizi artırmamız gerekmektedir.

Çocuğa yönelik şiddet ise şiddet eyleminin öznesinde ve/veya nesnesinde çocuk bulunan bir şiddet türüdür. Yetişkin bireyler tarafından çocuğa şiddet uygulanabildiği gibi bir çocuğa başka bir çocuk tarafından şiddet uygulanabilir. Bir çocuğa şiddet uygulayan birey hiç tanımadığı biri olabildiği gibi çocuğun sokaktan bir arkadaşı, okulda sıra arkadaşı, öğretmeni veya ailesinden biri de olabilir. Çocuğa yakın bir bireyin bir çocuğa şiddet uygulaması aslında tahmin edilenden daha sık gözlemlenen bir durumdur, çocuk ihmali ve istismarı çoğunlukla çocuğun bir yakınından kaynaklanabilir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada yaşları iki ile on yedi arasında değişen bir milyar çocuk 2017 yılında şiddetin en az bir çeşidine maruz kalmıştır. Unutulmamalı ki çocukluğunda şiddete maruz kalan bir birey, yetişkinliğinde de şiddet uygulamaya diğer yetişkinlere kıyasla daha yatkın olur. Pasif olarak şiddeti gözlemleyen çocuk veya şiddete maruz kalan bir çocuk şiddet olgusunu kendi içinde normalleştirirse şiddet uygulamak onun için de normalleşecektir. Bu yüzdendir ki toplumdaki çocuk bireyleri şiddetten uzak tutmak, toplumun geleceği için daha sağlıklı bir davranış olacaktır. Kadına yönelik şiddette olduğu gibi çocuğa karşı şiddet için de mücadele eden sivil toplum kuruluşları, bakanlıklar ve Dünya Sağlık Örgütü gibi kuruluşlar vardır. Çocuğa karşı şiddette de toplum olarak bilinçlenmemiz ve günlük hayattaki davranışlarımızı tekrar gözden geçirerek kadın ve çocuklara karşı şiddeti önlemeyi önemli bir görev saymamız gerekmektedir.

Organizasyonda Yer Alan Kuruluşlar